İçeriğe geç
Sivas Basın
Şaşırtıcı Bilgiler

Tekerlemeler ve Bilmeceler: Dilin İlk Oyun Alanı

Anlamsız görünen tekerlemeler dilin ritmini öğretir, bilmeceler ise günlük hayatın envanterini çıkarır. İkisi de sanıldığından işlevsel.

Berkay Soylu 3 dk okuma

Çocukluğumuzun ilk şiirleri tekerlemelerdir. Anlamı çoğu zaman muğlaktır, mantığı kasıtlı olarak bozuktur, ama ritmi kusursuzdur. Bilmeceler ise tam tersine keskin bir mantık üzerine kurulur; birkaç satırda bir nesneyi tarif eder ve dinleyenden onu bulmasını ister. Bu iki tür, sözlü kültürün en küçük ama en dayanıklı yapı taşlarıdır ve dilin nasıl öğrenildiğine dair çok şey anlatırlar.

Tekerlemenin işlevi

Tekerleme öncelikle bir ses oyunudur. Hece sayısı düzenlidir, kafiye yoğundur, tekrar boldur. Bu yapı çocuğun dilin ritmini, hece bölünmesini ve ses uyumunu farkında olmadan öğrenmesini sağlar. Anlamın ikinci planda kalması bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir; çünkü amaç bilgi aktarmak değil, dili tatmaktır. Anlamsız görünen sözcükler bile doğru hecede vurgulandığında hoşa gider ve akılda kalır.

İkinci işlev sayışmadır. Oyuna kimin ebe olacağına karar vermek, çocuklar arasında ciddi bir adalet meselesidir. Tekerlemeyle sayışmak bu kararı kişisel olmaktan çıkarır; sonucu belirleyen artık kimsenin tercihi değil, sözün akışıdır. Böylece kimse gücenmez. Bu, çocukların kendi aralarında geliştirdiği son derece zarif bir tarafsızlık mekanizmasıdır ve yetişkinlerin kura çekmesinden hiç de farklı değildir.

Üçüncü işlev anlatıya giriş yapmaktır. Masal başlarında söylenen uzun tekerlemeler dinleyiciyi gerçek dünyadan çıkarır. Birbiriyle çelişen, imkânsız olayları sıralayan bu girişler aslında bir uyarıdır: buradan sonrası gerçek değil. Dinleyici bu sözleşmeyi kabul ettikten sonra anlatılanların mantığını sorgulamaz.

Bilmecenin yapısı

Bilmece, tanımlamanın en ekonomik biçimidir. Nesneyi adıyla anmadan, yalnızca özellikleriyle anlatır. İyi bir bilmece iki şeyi aynı anda başarır: yeterince ipucu verir ve aynı zamanda dinleyeni yanlış yöne çeker. Bunu genellikle nesneyi insanlaştırarak ya da hayvanlaştırarak yapar. Bir kapının, bir iğnenin, bir kar tanesinin insana benzetilmesi dinleyicinin zihninde canlı bir görüntü oluşturur; cevabı bulmak için bu görüntüyü çözmek gerekir.

Bilmecelerin çoğu kafiyelidir ve kısa dizelerden oluşur. Bu, ezberlenmeyi kolaylaştırır. Sözlü kültürde her şey ezberde taşındığı için biçim, içeriğin taşıyıcısıdır. Kafiye olmasa bilmece unutulur; unutulan bilmece yok olur. Bu yüzden yüzyıllardır aktarılan bilmecelerin hemen hepsi kalıplaşmış bir ritme sahiptir.

Bilmecenin bir de zorluk ayarı vardır. Çok kolay olan ilgi çekmez, çok zor olan ise dinleyiciyi kaybettirir. İyi bilmece, cevabı duyulduğunda "nasıl bulamadım" dedirtendir. Bu dengeyi tutturmak ustalık ister ve yüzyıllar boyunca aktarılarak günümüze ulaşan bilmeceler, tam da bu sınavı geçtikleri için yaşamaya devam etmişlerdir. Kötü kurgulanmış olanlar yolda elenmiş, kimse tarafından tekrarlanmadıkları için unutulmuşlardır. Yani bugün bildiğimiz bilmeceler, sözlü kültürün doğal ayıklamasından geçmiş seçkin örneklerdir.

Neyi bilmece yaparız

Bilmecelerin konularına bakmak, bir toplumun günlük hayatının envanterini çıkarmak gibidir. Tarım aletleri, ev eşyaları, hayvanlar, doğa olayları, vücut organları en sık işlenen konulardır. Yani bilmece, insanların her gün gördüğü şeyleri konu edinir; çünkü cevabın bilinebilir olması gerekir. Bir nesne bilmecelerden kaybolmuşsa, o nesne hayattan da çekilmiş demektir. Bu yüzden eski bilmece derlemeleri, aynı zamanda kaybolmuş bir maddi kültürün kataloğudur.

Bilmece sormak bir sosyal etkinlikti. Uzun kış gecelerinde, düğün öncesi toplantılarda, yolculuklarda bilmece yarışmaları yapılırdı. Cevabı bulamayan kişi genellikle sembolik bir bedel öderdi; şaka yollu bir köy ya da şehir "verir", karşılığında ipucu alırdı. Bu oyunun kendi hukuku, kendi sırası ve kendi nezaketi vardı.

Bugün nerede yaşıyorlar

Tekerleme ve bilmecelerin gücü azalmış görünse de biçimleri hâlâ her yerde. Reklam sloganlarındaki kafiye, akılda kalan kısa cümleler, çocuk şarkıları ve internette dolaşan kısa bilmece oyunları aynı mekanizmayı kullanıyor: ritim akılda kalır, gizem merak uyandırır. Değişen yalnızca aracıdır.

Bu türleri çocuklara aktarmanın en iyi yolu ezberletmek değil, birlikte oynamaktır. Bir tekerlemeyi yanlış söyleyip düzelttirmek, bir bilmeceyi cevabı söylemeden günlerce bekletmek, çocuğun dille kurduğu ilişkiyi güçlendirir. Dil yalnızca iletişim aracı değildir; oynanabilecek bir malzemedir ve bunu ilk öğreten şeyler tekerlemelerle bilmecelerdir.

Paylaş: Facebook X WhatsApp

Şaşırtıcı Bilgiler bölümünden